ترجمة "sevda" إلى العربية
الحب, عشق, سوداء هي أهم ترجمات "sevda" إلى العربية.
-
الحب
Bu kadar sevda fısıltısının arasında nasıl uyuyabilirim?
مع كل همسات الحب ، كيف أنام ؟
-
عشق
verb -
سوداء
Noun adjective
-
ترجمات أقل تواترا
- حب
- سودا
-
عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا
ترجمة تلقائية لـ " sevda " إلى العربية
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
الترجمات مع الهجاء البديل
-
سوداء
Noun adjective(Ar. esved “kara”nın müennes şekli sevdā’) 1. Kuvvetli sevgi, aşk, muhabbet: Pervâne şem’ini uyandıramaz / Başta sevdâ kalpte nâr olmayınca (Karacaoğlan). Ha ben ha masaldaki şehzâde / Gönlüm bir güzelin sevdâsındadır (Câhit S. Tarancı). Benim de sevdâlar geçti başımdan (Orhan V. Kanık). 2. Kara sevdâ, mâlihulyâ. 3. Aşırı istek, tutku, arzu, heves: Mâsivâ-yı aşkın sevdâsını gönlümden al (Niyâzî-i Mısrî). Kendilerinden bir cemiyet gördükleri zaman iltihak etmek sevdâsının sevkiyle hemen onların yanına doğru koşmağa başladılar (Sâmipaşazâde Sezâî). İntikam sevdâsıyle tezyîd-i cür’et etti (Hüseyin R. Gürpınar). 4. Eski tıpta insan vücûdunu ve mizâcını meydana getirdiği ve insan sağlığının aralarındaki dengeye bağlı bulunduğu kabul edilen dört unsurdan (ahlât-ı erbaa) biri [Diğerleri kan, balgam ve safrâdır]: Kâtip Çelebi, muhtelif sınıfların cemiyet içindeki mevkiini vücûdun sıhhatte bulunması için eski tıp telakkîsine göre bedende muvâzene hâlinde olması gereken dört unsurla (kan, sevdâ, balgam, safrâ) karşılaştırıyor (Orhan Ş. Gökyay). 5. İnsan mizâcında bu unsurun fazlalığından hâsıl olduğu kabul edilen hüzün, tasa. 6. sıf. Kara, siyah: “Uyûn-ı sevdâ: Siyah gözler.” ѻ Sevdâ çekmek: Âşık olup içten içe aşk ıztırâbıyle yanmak: İçerim yanıyor kendim havâyî / Çekmeyen ne bilir aşkı sevdâyı (Erzurumlu Emrah – Ş.A.D.). Aman aman, şekerim aman, gizlice sevdâ çekerim aman (Ahmet Râsim). Aklından zoru var kiminin / Merhamet ister / Ben sevdâ çekerim / Hepsinden beter (Câhit S. Tarancı). (Birinin, Bir şeyin) Sevdâsına düşmek: 1. Âşık olmak: Gözlerin sevdâsına düştü gönül / Fitnenin gavgāsına düştü gönül (Nesîmî’den). 2. Bir şeyi yapmak, elde etmek, o şeye kavuşmak için dayanılmaz bir istek duymak