ترجمة "pES" إلى العربية
پس, پس, پس هي أهم ترجمات "pES" إلى العربية.
-
پس
(Fars. pes) Arka, art, geri: Ağyâr dinler oldu pes-i perdeden bizi / Âlemde ehl-i aşka görünmez belâ budur (Bâkî). Târîk gözünde pîş ile pes / Her gittiği belde oldu mahbes (Abdülhak Hâmit). Pîş ü pesime nigâh ettim (Cenap Şahâbeddin).
-
عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا
ترجمة تلقائية لـ " pES " إلى العربية
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
الترجمات مع الهجاء البديل
-
پس
(Fars. bes’ten) Yeter, kâfî: Sana pestir bu emr-i dehşet-hîz / Tâk-ı Kisrâ vü vak’a-i pervîz (Sâlim Tezkiresi) [Kelime dilimizde daha çok aşağıdaki deyimlerde kullanılmaktadır]: ѻ Pes demek: 1. Karşıdakinin üstünlüğünü kabul etmek, yenilgiyi kabullenmek: Artık pes demekten başka çâre yoktu (Ömer Seyfeddin). İşte sana pes dedim, yiğitlik sende kalsın (Enis B. Koryürek). Demirci Mehmet Efe’miz sonunda pes deyip bir köyde tünemeyi kabul etmiş (Bekir Büyükarkın). 2. Birinin aşırı derecede kurnazlığı, üste çıkışı, huysuzluğu, becerikliliği vb. durumlar karşısında bir nevi takdir duygusuyle hayrete düşmek, şaşırıp kalmak: Câhilliği sömüren propagandanın küçüklüğüne bir kere daha pes dedim (Ahmet Kabaklı). Pes doğrusu: Şaşılacak bir durum karşısında, “Ancak bu kadar olur” anlamında hayret belirtir. Pes etmek: Yenilgiyi kabul edip karşısındakiyle yarışmayı, boy ölçüşmeyi bırakmak: Nihâyet Amerikalılar pes edip doğrusunu öğrendiler de çocuk rahat bir nefes aldı (Bediî Fâik). Öldüm yiğit! Öldüm yeter! Pes edene vurulmaz, öldüm diye uluyordu (Kemal Tâhir).
-
پس
(Fars. pest “alçak”tan) (Ses için) Alçak ve kalın. Bk. PEST. Karşıtı: TİZ: Komşulardan sıkılın, pesten atın nâraları / Büsbütün sustururum sonra çıkarsam yukarı (Mehmet Âkif’ten). Adviye Molla’ya tef çaldırarak pesten bir fasıl yaptırıyordu (Safiye Erol). ѻ Pes perdeden: 1. Yavaş ve alçak sesle, pest perdeden: Kalem zaman ile olmuş elimde nây-ı sükût / O söyletir bana pes perdeden nevâ-yı sükût (Halil N. Boztepe – Ş.A.D.). 2. mec. Alttan alta, sessizce, gizli gizli: Senin haberin yoktur. Azak bahânesiyle pes perdeden bir Mısır hazînesi altını İstanbul içre cemediyorlar dediler (Mec. Um. Bel.). Pes perdeden konuşmak: Yumuşak bir dil kullanmak, alttan almak. Pes sekizli: Bk. Pest sekizli.
-
پس
(Fars. pes) Şu halde, öyleyse, imdi: Pes Muhammed’dir bu varlığa sebeb / Sıdk ile anın rızâsın kıl taleb (Süleyman Çelebi). Cânıma cân imiş derdin çü bildim / Nice pes dirilem cânansız ey meh (Gülşenî’den).