ترجمة "dev" إلى العربية

عملاق, دو, دیو هي أهم ترجمات "dev" إلى العربية.

dev adjective noun قواعد
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • عملاق

    noun masculine

    Patlama sonucu oluşan dev buharlaşmış kaya sütunu uzaya taştı.

    بعث الانفجار سحابة عملاقة من الصخور المتبخرة للفضاء.

  • دو

    (Fars. dіv) 1. Çok iri ve kuvvetli, korkunç masal tipi: Görünür Zülfikār’ı elde Ali / Dövüşür Kaf dağında devlerle (Orhan S. Orhon). Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde, devler top oynarken eski hamam içinde (Eflâtun C. Güney). Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler (Necip F. Kısakürek). 2. sıf. Olağandan çok büyük: “Dev yapı.” “Dev şirket.” Verimli, zengin toprak köyleri yeniden kurmuştu. Erzurum çarşısında gezerken rastladığım kalın, siyah, sağlam paltolarını giymiş, dev yapılı (...) köylülerin kıyâfetinde ve hemen o gece gittiğimiz Cinis’te (...) bunu farketmemek imkânsızdı (Ahmet H. Tanpınar). 3. i. ve sıf. mec. Olağan üstü yetenek ve büyüklükte olan, dehâsıyle etrâfındakileri aşıp çok büyük başarılar gösteren kimse: Barbaros Hayreddin, Sokullu Mehmed, Fuzûlî, Bâkî, Sinan!... Ordu, donanma, şiir ve mîmârî bu devler elinde yarış edercesine kemâle gidiyordu (Rûşen E. Ünaydın). Yamaksız, yardımcısız sanatkâr, tam kadrolu bir tiyatro kumpanyasının yapabileceği işi tek başına başaran bir dev kābiliyet demekti (Sâmiha Ayverdi).

  • دیو

    (Fars. dіv) 1. Çok iri ve kuvvetli, korkunç masal tipi: Görünür Zülfikār’ı elde Ali / Dövüşür Kaf dağında devlerle (Orhan S. Orhon). Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde, devler top oynarken eski hamam içinde (Eflâtun C. Güney). Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler (Necip F. Kısakürek). 2. sıf. Olağandan çok büyük: “Dev yapı.” “Dev şirket.” Verimli, zengin toprak köyleri yeniden kurmuştu. Erzurum çarşısında gezerken rastladığım kalın, siyah, sağlam paltolarını giymiş, dev yapılı (...) köylülerin kıyâfetinde ve hemen o gece gittiğimiz Cinis’te (...) bunu farketmemek imkânsızdı (Ahmet H. Tanpınar). 3. i. ve sıf. mec. Olağan üstü yetenek ve büyüklükte olan, dehâsıyle etrâfındakileri aşıp çok büyük başarılar gösteren kimse: Barbaros Hayreddin, Sokullu Mehmed, Fuzûlî, Bâkî, Sinan!... Ordu, donanma, şiir ve mîmârî bu devler elinde yarış edercesine kemâle gidiyordu (Rûşen E. Ünaydın). Yamaksız, yardımcısız sanatkâr, tam kadrolu bir tiyatro kumpanyasının yapabileceği işi tek başına başaran bir dev kābiliyet demekti (Sâmiha Ayverdi). ѻ Dev adımlarıyle ilerlemek: Kısa zamanda süratle ilerlemek, üst üste başarı göstermek. Dev anası: 1. Masallarda geçen korkunç dişi dev. 2. Çok iri kadın. Dev gibi: Çok büyük, çok kuvvetli, çok iri: Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik (Yahyâ Kemal). Bu dev gibi şehrin ufuklara da sığıp sığmadığını kestiremiyordu (Rûşen E. Ünaydın). Ya her şey dev gibidir yâhut her şey cücedir (Câhit S. Tarancı).

  • عَمْلَاق

    Patlama sonucu oluşan dev buharlaşmış kaya sütunu uzaya taştı.

    بعث الانفجار سحابة عملاقة من الصخور المتبخرة للفضاء.

  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " dev " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

عبارات مشابهة لـ "dev" مع ترجمات إلى العربية

أضف

ترجمات "dev" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة