ترجمة "delil" إلى العربية
دليل, دَلِيل, قانون الإثبات هي أهم ترجمات "delil" إلى العربية.
-
دليل
noun masculine(Ar. delālet “yol göstermek”ten delіl) 1. Yol gösteren, kılavuz, rehber: “Delilsiz cennete girilmez.” Önüne düştü ona oldu delil (Süleyman Çelebi). Bir delîlin arkasından yavaş yavaş yürünürdü (Hâlit Z. Uşaklıgil). Ben o heyetin delîli, rehberi ve vekilharcı idim (Refik H. Karay). 2. Hacılara hac ibâdetini yaparken rehberlik eden kimse. 3. Bir şeyin varlığını, aslını, ne olduğunu ispatlamaya yarayan şey, burhan, kanıt, beyyine: Birliğine bunları kıldı delîl (Süleyman Çelebi). Her hüsn bir delîl-i kudrettir / Anı temâşâ ayn-ı ibâdettir (Derviş Vahdetî). Acem Ali’nin zannettiği tabiatta olmadığını ispat için bu güzel bir delil idi (Ahmed Midhat Efendi). 4. İpucu, iz, işâret, nişan, alâmet: Bir diken belki delîl-i kabrin (Tevfik Fikret). 5. târih. XV – XVI. yüzyıllarda Rumeli’de ve daha sonra Anadolu’daki vezir ve beylerbeyilerinin maiyetlerinde teşkil edilen süvâri askeri [Kelime halk arasında deli şekline girmiştir]. Bk. DELİ: Bu sınıfın asıl ismi “önden gidici, pişdar ve rehber” mânâsına gelen delil idiyse de kelimelerle oynamayı iş güç etmiş halkın ağzı son harfi atarak onu deli yapmıştı (Sâmiha Ayverdi). 6. Bektâşî dergâhlarında mumları yakmak için kullanılan mum: Delil meydandaki kandilleri, mumları yakacak şem’aya denilir. Rehber mânâsına da kullanılır (Selim N. Gerçek).
Kumarhanede, kabilenin cinayeti örtbas ettiğine dair delil buldu.
عثرت على الدليل في الملّهى الذي يثبت بأنّ القبيلة تخفي أمر القاتل.
-
دَلِيل
nounKumarhanede, kabilenin cinayeti örtbas ettiğine dair delil buldu.
عثرت على الدليل في الملّهى الذي يثبت بأنّ القبيلة تخفي أمر القاتل.
-
قانون الإثبات
-
عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا
ترجمة تلقائية لـ " delil " إلى العربية
-
Glosbe Translate
-
Google Translate