ترجمة "deli" إلى العربية

مَجنون, مجنون, دلی هي أهم ترجمات "deli" إلى العربية.

deli noun قواعد

bu adam delidir bu kız delidir

+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • مَجنون

    Birçok kişi deli olduğumu düşünür.

    يعتقد الكثيرون أني مجنون.

  • مجنون

    adjective masculine

    Birçok kişi deli olduğumu düşünür.

    يعتقد الكثيرون أني مجنون.

  • دلی

    Eski Türk. télbe > télve > telü > delü > deli) [Kelime Balkan dillerine de geçmiştir] 1. Aklî dengesini kaybetmekten ötürü kendisine ve çevresine karşı zararlı davranışlarda bulunan, intibâkını yitirmiş, aklını kaçırmış, çıldırmış (kimse), mecnun, dîvâne: Başımız darda kalınca el açtığımız yer / Gökyüzüdür avutan akıllıyı deliyi (Câhit S. Tarancı). Her şey bir çılgının hulyâsıdır; Zeli bir delidir (Refik H. Karay). 2. teşmil. Sözlerinde ve hareketlerinde pervâsız, aklını yerinde ve gereği gibi kullanmayan, davranışları taşkın ve aşırı (kimse), çılgın: Kalfalar kendi aralarında, “Aman gene deli Raşel geldi” diyerek yüzlerini asarlarsa da saygıda kusur etmez ve (...) birkaç defa geri çevirdiği kahvesini sabırla götürüp getirirlerdi (Sâmiha Ayverdi). 3. “Şaşkın, çılgın” gibi bâzan sevgi, bâzan sitem ifâdesi taşıyan hitap sözü: Gel buraya deli yiğit, bu kilit açılmadan bir yere gidemezsin dedi (Mustafa N. Sepetçioğlu). 4. sıf. Normal sınırını aşan, sınır tanımayan, coşkun, azgın, ölçüsüz: “Deli rüzgâr.” “Deli çay.” Deli poyraz sana küser (Karacaoğlan). Niçin bu kül rengi gök yüzü birden masmâvileşiyor, niçin deli bir mâvilikle par par yanmıyordu? (Mustafa N. Sepetçioğlu). ♦ i. 5. Bir şeye aşırı derecede düşkünlük gösteren kimse [Bu anlamda kelime isim tamlamasının ikinci öğesi durumundadır]: “Para delisi.” “Giyim delisi.” “Araba delisi.” “Oyun delisi.” “Şöhret delisi.” 6. târih. XV – XVI. yüzyıllarda Rumeli’de ve daha sonra Anadolu’daki vezir ve beylerbeyilerinin maiyetinde teşkil edilen süvâri askeri. [Bunlara devlet dilinde delil denmiştir. Halk gözlerini budaktan sakınmayan, düsturları “yazılan gelir başa” olup fevkalâde cesur ve pervâsız davranan bu askerlere delice cesâretlerinden ötürü “deli” demeye devam etmiştir]: Hudutlarda akıncılardan başka deli denilen bir sınıf asker daha ihdas olunmuştur (İsmâil H. Uzunçarşılı). Piyâdelere tüfenkçi takımı, reislerine tüfenkçibaşı, süvârilere deli, reislerine de delibaşı denirdi (Sâmiha Ayverdi).

  • مَجْنُون

    Birçok kişi deli olduğumu düşünür.

    يعتقد الكثيرون أني مجنون.

  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " deli " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

عبارات مشابهة لـ "deli" مع ترجمات إلى العربية

أضف

ترجمات "deli" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة