ترجمة "burun" إلى العربية

أنف, أنْف, انف هي أهم ترجمات "burun" إلى العربية.

burun noun قواعد

Nefes almaya ve koklamaya yarayan yüzdeki organ.

+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • أنف

    noun masculine

    العضو الموجود بالوجه و الذي يستخدم في شم الأشياء.

    Tom Mary'nin erkek kardeşi ile dövüştü ve burnunu kırdırdı.

    تعارك توم مع أخي ماري فانكسر أنفه.

  • أنْف

    Tom Mary'nin erkek kardeşi ile dövüştü ve burnunu kırdırdı.

    تعارك توم مع أخي ماري فانكسر أنفه.

  • انف

    verb

    Tom Mary'nin erkek kardeşi ile dövüştü ve burnunu kırdırdı.

    تعارك توم مع أخي ماري فانكسر أنفه.

  • ترجمات أقل تواترا

    • بورن
    • خشم
    • أَنْف
    • خَشْم
  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " burun " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

الترجمات مع الهجاء البديل

Burun
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • أنف

    noun verb

    الجهاز من الفقاريات التي تضم فتحتي الأنف وتجويف الأنف

    Tom Mary'nin erkek kardeşi ile dövüştü ve burnunu kırdırdı.

    تعارك توم مع أخي ماري فانكسر أنفه.

  • رأس

    verb noun

    هو جزء متقدم من اليابسة داخل البحر.

    Burnuma soktuğun küçük bombanın beni öldüreceğinden nasıl emin olabiliyorsun?

    كيف تتأكد بأن القنبلة الصغيرة التي في رأسي ستقتلني ؟

  • بورون

    noun

    (Eski Türkçe’den beri kullanılır, bur-mak “kokmak”tan bur-u-n) 1. Yüzün ortasında alınla ağız arasında yer alan, çıkıntılı, iki delikli koklama organı: Ağız var, burun var, kulak var / Ama hepsi başka biçimde (Orhan V. Kanık). 2. Bir şeyin ön ve sivri kısmı, ucu: Sevgilim kayığın burnunda (Orhan V. Kanık). 3. coğ. Karaların denize doğru uzanmış kısmı: Biraz sonra Fener burnundan geminin ışıkları göründü (Reşat N. Güntekin). 4. mec. Kibir, büyüklük taslama: “Burnundan geçilmiyor.” “Bir burun bir burun, kibrinden yanına varılmıyor.” ѻ Burun boşluğu: anat. Burnun içinde koku almaya ve solunan havanın geçmesine yarayan, ince bir bölmeyle dikine ikiye ayrılmış ve arkadaki iki delikle yutağa bağlanmış olan bir çift boşluk. Burun buruna: Birbirine çok yakın şekilde, yüz yüze, baş başa: Hemen burun buruna denilebilecek bir duruş (Ahmed Midhat Efendi). Gitmezsek böyle burun buruna otururuz (Reşat N. Güntekin). Burun buruna gelmek: 1. Birdenbire karşılaşmak, yüz yüze gelmek: Karşı kompartmanın camı açıldı, bir insanla burun buruna geldik (Sait Fâik). 2. Çok yaklaşmak:

الصور ذات "burun"

عبارات مشابهة لـ "burun" مع ترجمات إلى العربية

أضف

ترجمات "burun" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة