ترجمة "acele" إلى العربية

بسرعة, عجله, عجله هي أهم ترجمات "acele" إلى العربية.

acele Noun قواعد
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • بسرعة

    Bir göz atmadan acele ettiler.

    مروا بسرعة و بدون إلقاء نظرة.

  • عجله

    (Ar. ‘acele “çabuk olma, çabukluk”) 1. Bir şeyi çabuk yapmaya çalışma, telâş ve sabırsızlık göstererek çabuk davranma, çabukluk, tezlik, şitap: “Aceleni görenler de çok önemli bir şey var zannedecekler.” Allah kerim, acele yok, düşüneceğiz (Ömer Seyfeddin). Acele ile yanlış söyledim (Târık Buğra). 2. sıf. Çabuk ve tez yapılması gereken: “Acele işe şeytan karışır.” Fâtih’ten Beyoğlu’na acele bir iş için geçiyordum (Ahmet H. Tanpınar). 3. zf. Çabucak, hemen, tez elden, derhal: “Acele gelmeniz lâzım.” Arkama acele bir elbise geçirdim, dışarı fırladım (Refik H. Karay).

  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " acele " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

الترجمات مع الهجاء البديل

Acele
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • عجله

    (Ar. ‘acele “çabuk olma, çabukluk”) 1. Bir şeyi çabuk yapmaya çalışma, telâş ve sabırsızlık göstererek çabuk davranma, çabukluk, tezlik, şitap: “Aceleni görenler de çok önemli bir şey var zannedecekler.” Allah kerim, acele yok, düşüneceğiz (Ömer Seyfeddin). Acele ile yanlış söyledim (Târık Buğra). 2. sıf. Çabuk ve tez yapılması gereken: “Acele işe şeytan karışır.” Fâtih’ten Beyoğlu’na acele bir iş için geçiyordum (Ahmet H. Tanpınar). 3. zf. Çabucak, hemen, tez elden, derhal: “Acele gelmeniz lâzım.” Arkama acele bir elbise geçirdim, dışarı fırladım (Refik H. Karay). ѻ Acele acele: Çabuk çabuk, hızlı hızlı. Acele etmek: 1. Çabuk davranmak: Ertesi günü kendimi bedbaht sanmakta bu kadar acele edişime kızıyordum (Peyâmi Safâ). 2. Bir işin çabuk yapılması için sabırsızlanmak, telâşlanmak: Adamlar hiç acele etmiyordu (Rûşen E. Ünaydın). İster istemez, “Hele bey, dur acele etme!” der (Ahmet H. Tanpınar). Acele telefon: Hemen konuşulması için bağlanmasında öncelik tanınan şehirler arası telefon. Acele telgraf: Âdî telgrafa göre çekilmesinde ve yerine ulaştırılmasında öncelik tanınan telgraf. Acelesi olmak: 1. (Bir kimse) Çabuk davranmak mecbûriyetinde olmak, bekleyemeyecek durumda bulunmak: “Koşarak gitti, acelesi varmış.” 2. (İş için) Çabuk yapılması gerekmek, beklemeye tahammülü olmamak [Daha çok olumsuz şekli kullanılır]: “Acelesi yok, istediğin zaman dikersin.” Aceleye gelmek: Zaman azlığından dolayı çabuk yapıldığı için istenildiği gibi olmamak. Aceleye getirmek: Bir işi gerektiğinden daha az zamâna sıkıştırıp istenildiği gibi yapmamak, eksik ve yanlış yapmak.

    Acele etmeyin. Acele yok.

    خذ وقتك ، لست في عجلة من أمري.

عبارات مشابهة لـ "acele" مع ترجمات إلى العربية

  • العجلة من الشيطان · في العجلة الندامة · فِي الْعَجَلَة اَلنَّدَامَة
  • يَااللّٰه
  • فى التأنى السلامة وفى العجلة الندامه
  • أَسْرَعَ · اِنْدَفَعَ · عَجِلَ · هَرِعَ
  • أَسْرَعَ · اِنْدَفَعَ · عَجِلَ · هَرِعَ
أضف

ترجمات "acele" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة