ترجمة "Yetmek" إلى العربية

یتمك, يكفي, كفى هي أهم ترجمات "Yetmek" إلى العربية.

Yetmek
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • یتمك

    (Eski Türk. yit-mek) E. T. Türk. ve halk ağzı. 1. (-e) Ulaşmak, erişmek, vâsıl olmak: Canlar verip senin gibi cânâna yetmişem / Rahm eyle kim yetince sana câna yetmişem (Fuzûlî). Siyâset günleri gelip yetmeden / Açılın kapılar şâha gidelim (Pir Sultan Abdal). Yaşına yetmedik kuzu / Koç ile vuruşur oldu (Gevherî). 2. Olgunlaşmak: Yaz gelip de meyveleri yetmemiş / Şeydâ bülbül konup figan etmemiş (Karacaoğlan). ► Yetmek fiiliyle deyimler: Canına yetmek / El (Eli) ermez güç (gücü) yetmez / Gücü yetmek / Günü yetmek.

  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " Yetmek " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

الترجمات مع الهجاء البديل

yetmek verb قواعد

İhtiyaca karşılık gelmek.

+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • يكفي

    verb

    İhtiyaca karşılık gelmek.

    Bu neredeyse her birinin Günde bir tane almasına ancak yeter.

    هذا بالكاد يكفي لأن تحصل كل إمرأة على عبوة محلول واحد كل يومين.

  • كفى

    verb

    İhtiyaca karşılık gelmek.

    Kendisine ve oğluna son bir yemek yapmak üzere elinde kalan tüm malzeme, bir avuç un ve yalnızca bu yemeğe yetecek kadar yağdı.

    فكل ما كان لديها هو ملء كف من الدقيق والقليل من الزيت لصنع وجبة اخيرة لها ولابنها.

  • یتمك

    (Eski Türk. yit-mek) 1. Yetişecek miktarda veya derecede olmak, elvermek, kâfi gelmek: Pek sıkıya gelirse bunun yarısı kadar bir zaman da ona yetebilirdi (Reşat N. Güntekin). Kimi yayı öptü, kimi fırlattı / En er kemankeşe yetti üç atım (Yahyâ Kemal). Hayır, bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok (Yusuf Z. Ortaç). 2. Kâfi sebep olmak, bir husus için yeterli olmak: “Ufacık bir çıban koca adamı yatağa düşürmeye yetti.” Bu alay Ahmet’i çileden çıkarmaya yetmişti (Bediî Fâik). Bu, insanı dışarı attırmaya yetmeyecek bir hatâdır (Ahmet Hâşim). ѻ Yeter: Daha fazlasına gerek yok, dur, kâfi: Sarf etme ârzû-yı dile vakt-i fursatı / Ey dil havâya verme yeter nakd-i rağbeti (Fıtnat Hanım). Yeter yaramaz dedim (Reşat N. Güntekin). Bir an kendi kendime yeter dedim. Vazgeç artık bu mukāyeselerden, bitir bu dertlenmeyi, hayıflanmayı (Sâmiha Ayverdi). Yeter de artar bile: Fazlasıyle, bol bol. Yeter ki: Şu şartla ki. ... Yetmiyormuş gibi: ... Kâfi gelmiyormuş gibi, ayrıca bir de ...: Kendi ettiği yetmiyormuş gibi evlâtlarımı da zehirliyor, bana karşı kıştırtıyor diye karısına kinleniyordu (Reşat N. Güntekin). Bu çürük binâda, bu acâyip kafeste oturduğum yetmiyormuş gibi bir de size para mı vereceğim? (Ahmet H. Tanpınar).

عبارات مشابهة لـ "Yetmek" مع ترجمات إلى العربية

  • بَسّ · خَلَاص · كاف · كَفَى · مه · مَه
  • تمام
  • بَسّ · خَلَاص · كاف · كَفَى · مه · مَه
أضف

ترجمات "Yetmek" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة