ترجمة "Tokmak" إلى العربية

توقماق, ثاكوث, طوقماق هي أهم ترجمات "Tokmak" إلى العربية.

Tokmak
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • توقماق

    (eski Uygurca) [toġ-mak] {eT} gçsz. f. [-ar] 1. Doğmak; doğuş. [EUTS]

  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " Tokmak " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

الترجمات مع الهجاء البديل

tokmak Noun noun قواعد
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • ثاكوث

  • طوقماق

    (Eski Türkçe tokımak “çamaşır tokmağı” < tokı-mak “vurmak, dövmek”) [Kelime Rusça’ya ve Balkan dillerine de geçmiştir] 1. Ağaçtan yapılmış iri çekiç: “Kalafatçı tokmağı.” “Taşçı tokmağı.” 2. Kapı kanadına asılı olan ve kapıyı çalmaya yarayan, çeşitli biçimdeki mâdenî parça: Kapımızı çalan dört beş elin tokmak vuruşunu hiç yanılmadan tanırız (Yusuf Z. Ortaç). Neden sonra işâret edilen bir kapının tokmağını vuruyorduk (Refik H. Karay). Kapının sallanırdı üstünde / Büyükçe bir tokmak (Orhan S. Orhon). 3. Tahıl maddeleri vb.ni ezmeye ve dövmeye yarayan, ağaç, taş veya mâdenden, alt tarafı şişkin saplı âlet: “Havan tokmağı.” “Dibek tokmağı.” Güçlü kuvvetli kızlar ellerinde tokmaklar bulgur dövüyorlar (Refik H. Karay). Değirmen ne kadar ince çekerse çeksin, tokmakların altında âdeta mâcunlaşarak ezilen dibek kahvesi kadar yağını ve kokusunu veremezdi (Sâmiha Ayverdi). 4. Toprağı düzeltmek, ezip sıkıştırmak veya alçı ezmek için kullanılan, kürek gibi saplı, yassıca kütük parçası. 5. Çamaşırı su içinde vura vura temizlemeye yarayan kalın ve yassı odun, tokaç. 6. Vurularak çalınan davul, çan vb. çalgılarda, gonglarda vurma işini yapan âlet: Davulumun içi boştur / Tokmağı gül sesi hoştur (Mâni – Ö.T.S.). 7. Sini altına konan veya üstüne oturulan kısa tahta iskemle.

  • طوقمق

    (Eski Türk. tokımak “çamaşır tokmağı” < tokı-mak “vurmak, dövmek”) [Kelime Rusça’ya ve Balkan dillerine de geçmiştir] 1. Ağaçtan yapılmış iri çekiç: “Kalafatçı tokmağı.” “Taşçı tokmağı.” 2. Kapı kanadına asılı olan ve kapıyı çalmaya yarayan, çeşitli biçimdeki mâdenî parça: Kapımızı çalan dört beş elin tokmak vuruşunu hiç yanılmadan tanırız (Yusuf Z. Ortaç). Neden sonra işâret edilen bir kapının tokmağını vuruyorduk (Refik H. Karay). Kapının sallanırdı üstünde / Büyükçe bir tokmak (Orhan S. Orhon). 3. Tahıl maddeleri vb.ni ezmeye ve dövmeye yarayan, ağaç, taş veya mâdenden, alt tarafı şişkin saplı âlet: “Havan tokmağı.” “Dibek tokmağı.” Güçlü kuvvetli kızlar ellerinde tokmaklar bulgur dövüyorlar (Refik H. Karay). Değirmen ne kadar ince çekerse çeksin, tokmakların altında âdeta mâcunlaşarak ezilen dibek kahvesi kadar yağını ve kokusunu veremezdi (Sâmiha Ayverdi). 4. Toprağı düzeltmek, ezip sıkıştırmak veya alçı ezmek için kullanılan, kürek gibi saplı, yassıca kütük parçası. 5. Çamaşırı su içinde vura vura temizlemeye yarayan kalın ve yassı odun, tokaç. 6. Vurularak çalınan davul, çan vb. çalgılarda, gonglarda vurma işini yapan âlet: Davulumun içi boştur / Tokmağı gül sesi hoştur (Mâni – Ö.T.S.). 7. Sini altına konan veya üstüne oturulan kısa tahta iskemle.

  • ترجمات أقل تواترا

    • مقبض الباب
    • مِقْبَض اَلْبَاب

الصور ذات "Tokmak"

أضف

ترجمات "Tokmak" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة