ترجمة "Kemer" إلى العربية

قوس, حزام, قوس هي أهم ترجمات "Kemer" إلى العربية.

Kemer Proper noun قواعد
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • قوس

    Verb Noun

    Sırf sana zarar gelmesin diye kemeri yok edip kendi şehrime ihanet ettim!

    I دمرت القوس وخيانة بلدي المدينة لحمايتك من الأذى!

  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " Kemer " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

الترجمات مع الهجاء البديل

kemer noun قواعد
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • حزام

    noun masculine

    Eğer emniyet kemeri olmasaydı şu an hayatta olmazdım.

    لولا حزام الأمان لما بقيت على قيد الحياة.

  • قوس

    noun masculine

    Sırf sana zarar gelmesin diye kemeri yok edip kendi şehrime ihanet ettim!

    I دمرت القوس وخيانة بلدي المدينة لحمايتك من الأذى!

  • حِزَام

    Eğer emniyet kemeri olmasaydı şu an hayatta olmazdım.

    لولا حزام الأمان لما بقيت على قيد الحياة.

  • كمر

    Noun

    (Fars. kemer) 1. Bele bir kere dolandıktan sonra bağlanan veya tokalanan bel bağı: “Deri kemer.” “Gümüş kemer.” “Sırmalı kemer.” Değilmiş kasdı hançer çekmek ol sermest-i tannâzın / Heman âgūş açıp zerrin kemer göstermek istermiş (Nedim’den). Nemizi alacaklardı? Paramız yoktu, silâhımız yoktu, mataramız, kemerimiz bile yoktu (Refik H. Karay). 2. Etek, don, pantolon gibi giyeceklerin beli saracak şekilde yapılmış kısmı. 3. Eskiden üstte taşınan altınları yerleştirmeye mahsus, sıra sıra gözleri bulunan meşin kuşak: Soyunun! Ağalara eziyet vermeyin! Ben de sizin gibi kemerimi altınla doldurmak yolunu bilmez değilim, ancak bu günü düşündüm demiş (Fâik Reşat). 4. kısa. Emniyet kemeri. 5. Yapıların kapı, pencere gibi kısımlarını, su yolu, geçit, köprü açıklıklarını, oyuğu aşağı bakacak şekilde üstten kavisli olarak örten yapı unsuru: Sonra şu kemerin altındaki merdivenlerden yorgun ve mütevekkil çıkarlar (Rûşen E. Ünaydın). Hurma ormanının loşluğu arasında sütunlar, kemerler, kuleler belirdi (Refik H. Karay). 6. Medreselerde bâzı işlere bakmak, hoca ile olan meselelerde aracılık yapmak için talebelerin arasından seçilen temsilci [Bunların başına kemerbaşı denir, çok defa da talebeyi ayaklandırırlardı]: Fodulsun ey kemerbaşı fodlayı beğenmezsin / İmârette pişen zerdeyle zırvayı beğenmezsin / Baban kelp oynatırken bir zamanlar bulmayıp maymun / Sen ey çingene oğlan ayda bir ayı beğenmezsin (...). 7. anat. Gidiş yollarının şeklinden dolayı bâzı organ bölümlerine verilen ad. 8. tasavvuf. Bâzı tarîkatlarda erenler hizmetine bel bağlayışın sembolü olarak mürşit tarafından tekbirle mürîde kuşatılan kuşak: “Gayret kemerini kuşandı.” 9. sıf. Kavisli, tümsekli: “Kemer burun.”

الصور ذات "Kemer"

عبارات مشابهة لـ "Kemer" مع ترجمات إلى العربية

أضف

ترجمات "Kemer" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة