ترجمة "KAZAN" إلى العربية

قازان, غلاية, غلايَة هي أهم ترجمات "KAZAN" إلى العربية.

KAZAN
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • قازان

    (Eski Türk. kazġan “sel sularının yardığı yer” < kaz-ġan; “kazan” anlamını daha sonra kazanmıştır) [Kelime Farsça’ya, Balkan ve Slav dillerine de geçmiştir] 1. İçinde çok miktarda yemek pişirilen veya bir şey kaynatılan büyük ve derin kap: “Aşûre kazanı.” “Çorba kazanı.” “Katran kazanı.” “Boya kazanı.” 2. Buhar makinelerinde suyun kaynatıldığı basınca dayanıklı kap. 3. Kaloriferlerde suyu ısıtmak için içinde kömür vb. yakılan bir çeşit soba. ѻ Kazan dâiresi: Gemi, kalorifer vb. yerlerde kazanın bulunduğu bölüm. Kazan kaldırmak: 1. târih. Yeniçerilerin, ocaktaki yemek kazanını isyan ettiklerinin belirtisi olarak kaldırıp At Meydanı veya Et Meydanı’na götürmeleri hakkında kullanılan ve yeniçeriler için “isyan etmek, başkaldırmak” anlamına gelen söyleyiş. 2. teşmil. Topluca ayaklanmak, baş kaldırmak. (Bir yerde) Kazan kaynamak: Karışıklık olmak. ... Kazan ... kepçe: Bir kimsenin bir şey veya kimseyi bir yerde bucak bucak araştırdığını anlatmak için kullanılır. Kazan kulpu: Çok rastıklı kara kaş için söylenir. Kazanım kaynarken, maymunum oynarken: Varlıklı durumda ve herşeyim yolunda iken, tencerem kaynarken, maymunum oynarken. Kazan-ı şerif: Yeniçeri Ocağı’nın yeniçerilerce kutsal sayılan kazanı.

  • عرض الترجمات التي تم إنشاؤها خوارزميًا

ترجمة تلقائية لـ " KAZAN " إلى العربية

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

الترجمات مع الهجاء البديل

kazan Noun noun قواعد
+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • غلاية

    noun feminine

    Benim yaşımda bir adam sabahları kazanı çalıştırmak için bir yudum içkiye ihtiyaç duyar.

    رجل في مثل حالتي هذه بحاجة إلى القليل من الشخير في الصباح ، يُسخّن بهذا الغلايات

  • غلايَة

    Benim yaşımda bir adam sabahları kazanı çalıştırmak için bir yudum içkiye ihtiyaç duyar.

    رجل في مثل حالتي هذه بحاجة إلى القليل من الشخير في الصباح ، يُسخّن بهذا الغلايات

  • غَلَّايَة

    Benim yaşımda bir adam sabahları kazanı çalıştırmak için bir yudum içkiye ihtiyaç duyar.

    رجل في مثل حالتي هذه بحاجة إلى القليل من الشخير في الصباح ، يُسخّن بهذا الغلايات

  • مِرْجَل

    Tek yapmamız gereken onu indirip kazan dairesine götürmek.

    ما علينا إلّا أن نفقدها الوعي ، ومن ثم جرّها لغرفة المرجل.

Kazan

Kazan (şehir)

+ أضف

التركية - قاموس العربية

  • قازان

    Kazan (şehir)

    Yanlış bilmiyorsam, bu Tanrının annesi Kazan değil mi?

    تلك ( قازان ) أمّ الرب إذا لم أكن مخطئ ؟

  • غلاية

    Noun

    Kazan dairesinden nasıl kurtuldunuz?

    بالمُناسبة يا شباب ، كيف خرجتم من حُجرة الغلّايات ؟

الصور ذات "KAZAN"

عبارات مشابهة لـ "KAZAN" مع ترجمات إلى العربية

أضف

ترجمات "KAZAN" إلى العربية في سياق ذاكرة الترجمة